Çocuklarda Kişilik Gelişimi

Çocuklarda Kişilik Gelişimi Kendinizi nasıl tanımlarsınız? Başkaları sizi nasıl tanımlar? Sizi siz yapan, sizi başkalarından ayıran özellikleriniz nelerdir? Öfkelendiğinizde, aşık olduğunuzda, üzüldüğünüzde, zor durumda kaldığınızda nasıl davranırsınız? İşte bütün bu soruların cevapları, kişiliğimizde saklıdır. Kişilik, bireyin kim olduğunu açıklar; yani belirli durumlarda neyi, nasıl yapacağını, çevresinde olup bitenleri nasıl değerlendireceğini, hayatında karşılaşacağı değişik olaylara nasıl tepkiler vereceğini ve değişik insanlarla kuracağı ilişkilerin doğasını açıklar.

Kişilik gelişimi doğumdan başlayıp yaşam boyu süren bir süreçtir. Bir çocuğun algılaması, hafızası, düşünme yeteneği geliştikçe kişiliği de gelişir. Kültüre göre bu özellikler farklılık gösterebilir.

Aile ile çocuğun kurduğu ilişki, kişilik özelliklerini belirlemede etkili olacağından bu ilişkiyi sağlıklı kurmak, sağlıklı çocuklar yetişmesi açısından önemli olmaktadır. Okul öncesi yaş dönemlerinde çocuklarda bu ilişkilerin nasıl oluştuğunu, bu ilişkiler geliştiğinde ve tam olarak gelişemediğinde nelerin meydana çıkabileceğine dikkat edilmelidir.

KİŞİLİK GELİŞİMİNDE YAŞA GÖRE KAZANIMLAR
ÖZERKLİĞİN GELİŞİMİ
(1.5 – 3 YAŞ ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİ)

Özerklik, çocuğun kendi başına var olabilme yeteneğidir.

Birinci yaşın sonuna doğru çocuğun bedensel ve zihinsel yetenekleri gelişir. Bu gelişim çocuğun konuşmasını, isteklerini ifade edebilmesini, kendi kendine yürümesini, koşmasını, tuvalet kontrolünü sağlamasını da beraberinde getirir. Tuvalet kontrolünü sağlaması, çocuğun küçük büyük tuvaletini artık isteğe bağlı olarak yapabilmesi demektir. Yani çocuk isterse tuvaletini tutabilir, isterse bırakabilir. Böylece birbirine karşıt iki eğilim ortaya çıkar; “istemek istememek- yapmak yapmamak”. İşte birbirine karşıt iki eğilim karşısında seçim yapabilme gücü özerklik duygusunun temelini oluşturur.

Çocuk bu yaşlarda; annesi ile ilk kez mücadeleye girer. Çocuk, annesi ile kendi istediği zamanda, istediği yere tuvaletini yapmak üzere mücadele edebilir. Bu durum adeta “senin istediğini yapmayacağım” diyerek özerkliğini ilan anneyle olan bu ilk mücadele, özerklik için verilen ilk mücadeledir. Bu dönemde verilen tuvalet eğitimi çocuğun ileriki yaşları için çok önemlidir.

Güven verici bir tuvalet eğitimi için dikkat edilmesi gerekli tutum ve uygulamalar bulunmaktadır. Çocuğun tuvaletini rahat yapabileceği bir yer belirlenmelidir. Tuvaletinin geleceği zamanlar önceden tahmin edilmeli, zaman yaklaştıkça belirlenen yere giderek ona ne yapması gerektiği gösterilmelidir. Çocuğun tuvaletinin ne kadar geldiğini hissetmesi ve bunu oyunla ifade etmesi sağlanabilir. Çocuğun tuvaletini yapmayı tamamlaması için onunla sabır içinde beklenebilir. Beklenen gerçekleşmemişse, gerçekten geldiğini hissettiği an yeniden onunla tuvalete gidilebilir. İlk seferlerde bu rutinin yerleşmesi için birlikte gidilirken, yavaş yavaş gidip çıkarak, onu tuvaletle başbaşa bırakarak ve en sonunda da sadece kendisinin fark edip gitmesini isteyerek eğitim tamamlanabilir. Önemli olan bedeninin ihtiyaçlarını çocuğun fark edebilmesi, uygun zamana karar vermesi, kendi insiyatifi ile ve kendi için tuvaletini yapıyor olduğunu anlamasıdır. Bu özerklik kazanımı çocuğun ilerde kendi başının çaresine bakması ve kendine yetmesi için önem taşır.

Bunun tersine, çok katı, ağır cezalandırmalarla verilen eğitim çocuğun tuvaletini yapmak istememesine, bir türlü bırakmamasına yol açabileceği gibi tam tersine istediği yere yapmasına da neden olabilir. Tuvaletini inatla tutmayı seçen çocuk ilerde duygularını saklama, inatçı kişilik özellikleri, nesnelere aşırı bağlı davranışlar sergileyebilir. Umursamadan bırakan çocuk da davranışlarında kontrolsüz, kurallara aykırı ve meydan okuyucu tavırlar sergileyebilir, dağınık, sorumsuz davranabilir.
Bu dönemde diğer bir önemli nokta da çocuğun altının kontrol ediliş biçimiyle ilgilidir. Bu dönemde çocuğun altını ulu orta açmak, ıslaklığını kontrol etmek için ellemek utanç, kaygı ve alanına izinsiz müdahale edildiği algısı ile çaresizlik duygusuna neden olabilir.

B. GİRİŞİMCİLİK
(3 YAŞ – 6 YAŞ OYUN ÇAĞI)
Çocuk üç- dört yaşlarında beden ve kişilik bakımından hızla gelişmeye devam etmektedir. Çocuk gelişirken çevresinde birçok nesne ile karşılaşmakta ve bunları merak etmektedir. Çocuk nesnelerin isimlerini, renklerini, insanların nasıl var olduğunu, dini konuları ve cinselliği merak eder. Tüm bu merak etmeler, çocuğu yetişkinlerin dünyasına sokar. Çocuk bu dönemde anne ve babasına özenir, onlar gibi davranmaya, onların yerine geçmeye çalışır. İşte çocuğun gelişiminin bu dönemindeki merakları, öğrenme tutkusunun ortaya çıkması, anne- baba yerine geçmeye özenmesi girişim duygularının öncüleridir.

Girişim, her eylemin başlatıcı öğesi, zorunlu bir parçasıdır. Çocuğun bu dönemdeki meraklarını, soru sormalarını, cinsel ilgilerini anlayışla karşılayıp soru sorması için yüreklendirip anlayabileceği cevaplar vermek girişim duygusunu kazandıracaktır. Ceza ve korkutma ile yaklaşmak çocukta girişimciliğin engellenmesine, suçluluk duygusunun oluşmasına sebep olabilir. Bu da çocuğun ileride çekingen, ürkek, harekete geçmekten endişe duyan, hata kaygılı ve onay beklentili ya da yetişkine bağımlı davranışları kişiliğine katmasına neden olabilir.

Çocuklar devamlı psiko-sosyal gelişim içerisindedirler. Eğer çocuğunuzun geri planda kalmamasını ve kendini ortaya koyarak, kişilik özelliklerini geliştirmesini istiyorsanız; aşağıda belirttiğimiz maddeleri uygulamaya çalışın.

1-Sık sık çocuğunuza yaşına uygun olarak yapabileceği görev ve sorumlulukları verin.

2-Ona sık sık kendini nasıl hissettiğini sorun.

3-Olaylar karşısında onunda fikrini ifade etmesini sağlayın ve düşünmeye sevk edin. Söylediği şeylere önem verdiğinizi hissettirin.

4-Onun iyi yönlerini ve başarılarını takdir edin, ön plana çıkartın ve ödüllendirin. Aynı zamanda eksiklerini fark etmesi için sabırlı ve sakin yansıtmalar yapın. Hatasını fark edip düzeltmesini takdirle karşılayın.

5-Kabiliyetlerinin gelişmesine imkan sağlayın.

6-Hatalı davranışlarını konuşarak onu yargılamadan anlatmaya çalışın, olayların ve yaptıklarının hatalı taraflarını önce kendisinin fark etmesini sağlayın.

7-Sık sık onu sevdiğinizi ve onun ailenizin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade edin.

8-Onun kendini ifade etmesini kolaylaştırmak için karşılıklı olarak siz ona kendinizi ifade edin, ondan da kendini ifade etmesini isteyin, sık sık konuşup sohbet edin.

9- Yapabileceği şeyleri kendisine bırakın, onun yerine bazı şeyleri yapmayın, bu çocuğun kabiliyetlerinin gelişmesini engelleyerek kendini ortaya koymasını engeller. Hatalı olsa da, zarar göreceğini bilseniz de, geç ve eksik olsa da kendisinin denemesine izin verin.

10-Onunla kaliteli ve hoş bir şekilde vakit geçirin.

11-Olaylar karşısındaki duygularına değer verdiğinizi belli edin. Duygularını ciddiye alın ama onun duyguları ile siz de savrulmayın. Çocuklar fırtına hissettiklerinde, yanlarında bir deniz feneri olmanızı isterler, güçsüz bir gemi değil.

12-Onun sosyal ortamlardaki arkadaşlıklarını ve girişimlerini uygun olduğu ölçüde destekleyin. Ama onun adına okul ortamını değiştirmeye çalışmayın.

13-Aile içi bağlarının kuvvetlenmesini sağlayın.

Bugünün çocukları, yarınların büyükleri olacak, çocuğunuzun bugünden davranış ve kişilik gelişimi iyi yönlendirilirse, gelecekte hem onun hem sizin açınızdan ideal olan gerçekleşmiş olacaktır.

Yorum Yapın

Gezinme